Premium yaşamın öne çıktığı bölgelerden Van, son dönemde Van Gölü ile gündeme geldi. Şehrin VIP kullanıcılarına sunulan seçeneklerin haritasını çıkarıyoruz.

Coğrafya Kapalı bir havza olan Van Havzası, eski Muş-Van çukurluğunun bir parçasıdır. Kuzey ve güneyinden faylarla sınırlanmış bir çöküntü alanı olan eski Muş-Van çukurluğu, Miosen sonlarında başlayıp Pleistosen'de devam eden volkanik faaliyet sonucunda meydana gelen Nemrut Volkanının oluşturduğu setle iki kısma ayrılmıştır (Gürbüz 1994:16, Avcı 2015:21-23). Nemrut Dağı'nın doğusunda kalan ve eskiden Fırat akarsu sistemine bağlı olan akarsuların dışa akışı kesilmiştir. Suların Nemrut Dağı'nın oluşturduğu setin arkasında birikmesiyle Van Gölü ve dolayısıyla Van Kapalı Havzası meydana gelmiştir (Saraçoğlu 1989: 435, Akt: Avcı 2015:21-23). Van Gölü Havzası; güneyden Bitlis Masifi'nin yüksek dağları (İhtiyar Şahap dağları) tarafından çevrelenir. Batıdan Nemrut ve Süphan volkan sistemlerinden kuzeyde yer alan Taşlıçay (Pani) Platosu'nun güney kesimlerine doğru ilerleyen hattın Yukarı Murat Ha

Van Gölü kıyısında yer alan alüvyal ovaların önemlileri, Ilıca (Zilan) Çayı ve kollarının taşıdığı malzeme ile oluşan Erciş ovası, Bendimahi Çayı boyunca uzanan Muradiye ovası, Değirmendere (Akköprü Çayı), Doni (Gölardı), Zemobat gibi küçük akarsu ve mevsimlik derelerin oluşturduğu nispeten büyük olan Van ovası, Adilcevaz'ın kuzey doğusunda bulunan Arın ovası ve araştırma sahamızın da bir kısmının içinde yer aldığı gölün güney doğu kısmında yer alan 45 km uzunluğunda, 7 km kadar genişliğinde ve 135

Süphan Dağı ve Van Gölü
Süphan Dağı ve Van Gölü

Van Gölü Canavarı, Van Gölü'nde yaşadığı ileri sürülen efsanevi bir yaratıktır. 1993 yılına dek kaynaklarda adından hiç söz edilmeyen yaratığı, bugüne dek gördüğünü iddia eden çok sayıda kişi var. Ama yapılan araştırmalar göldeki ilk canavar vakasının 1889 yılında yaşandığını aktarıyor. Dönemin İstanbul'da yayın yapan Saadet gazetesinin, 28 Şaban 1306 (29 Nisan 1889) tarihli 1323 nolu nüshasında, canavarın Van Gölünde abdest almak isteyen bir kişiyi kapıp göle sürüklediği haberi yer alıyor. Varlığı gördüklerini söyleyen kişilerin belirttiklerine göre canavar 15 metre uzunluğunda, oldukça koyu bir renge sahip, sırtında sivri çıkıntıları olan, Plesiosaurus ya da Ichthyosaurus benzeri bir varlıktır. Zamanla bu varlığı gördüğünü iddia edenlerin sayısı artınca, olay basına da yansıdı ve bunun üzerine resmî kurumlar tarafından bölgeye bir bilimsel araştırma ekibi gönderildi.

yöre halkına göre gölde bir canavar yaşamaktadır. Söylentiyi çıkaranların amaçlarının bölgeye turist çekmek olduğu söylense de, söylentileri araştırmak amacıyla bölgede pek çok bilimsel araştırma ekibi çalışmalar yapmıştır. İstanbul-Tahran demiryolu hatlarını da bağlamaktadır.

van Gölü Doğu Toros ve Aladağların arasında kalan tektonik oluşumun batı kısmında bulunmaktadır. Gölün batısında ve kuzeybatısında birkaç sönmüş volkan vardır. Süphan Dağı ve Nemrut Dağı bu sönmüş volkanların birkaçıdır. Yaklaşık 200 bin yıl önce, Buzul Çağı'nın ortalarında, Nemrut Dağından akan lavlar uzunluğu 60 km'yi aşan bir akım oluşturmuş. Bu akım Van Çukuru ile Muş Çukuru arasındaki su akımını engelleyince göl oluşmuştur. Günümüzdeki araştırmalarda Doğu Toros Dağlarının erozyona uğraması sonucu Van Gölü'ndeki suların Dicle'ye dökülüp, gölün küçüleceği ya da yok olacağı düşünülmektedir.

Turkuaza Çalan Van Gölü
Turkuaza Çalan Van Gölü

Van İçin Öne Çıkan Detaylar

Abant Gölü, yer altında meydana gelen tektonik çöküntüler sonucunda büyük taş bloklarının vadiyi doldurmasıyla oluşmuştur. Deniz seviyesinden yüksekliği 1,328 m, yüzey genişliği 127 hektar olup maksimum 18 m derinliktedir. Tektonik kökenli göl Kuzey Anadolu fay hattında bulunmaktadır. Abant Gölü'nü dağlardan gelen kar suları ve 1-2 küçük dere beslemektedir. Gölden dışarı taşan temiz ve doğal su Dirgene Çayı'dır (Atıcı ve Obalı 2002). Belirtmek gerekir ki, abant Gölü, çevresinde sıralanan dağların zirveleri millî parkın sınırlarını oluşturmaktadır. Millî parkın en yüksek noktası 1.794 m ile Erenler Tepesi iken en düşük noktası 1.328 m ile Abant Gölü seviyesidir (OBM, 1991). Abant Gölü kış aylarındaki hızlı hava soğumaları nedeni ile kıyıdan başlayarak tamamen donmaktadır.

Abant Gölü Millî Parkı, Fagus orientalis ve Abies nordmanniana bornmuelleriana ile kaplıdır. Bunların yanı sıra Pinus sylvestris, Buxus sempervirens de bulunur. Ornithogalum pascheanum ve Poa asiae-minoris sadece bu alanda yetişir. Crocus abantesis, Dactylorhiza bythinica, Dactylorhiza nieschalkiorum, Lythrum anatolicum (CR), Ornithogalum pascheanum (EN), Paronychia chionaea, Poa asiane-minoris, Taraxacum aznavourii ve Taraxacum mirabilede (VU) alan içinde bulunan türlerdendir.

Van gölü manzarası
Van gölü manzarası

Göl civarında 20 familyaya ait 176 kuş türü tespit edilmiştir. Ayrıca dünyada ender bulunan Dişli Sazancık (Aphanius transgrediens) yalnızca Acıgöl'de bulunmaktadır. Dişli sazancık Acıgöle güneyden dökülen 20–25 kaynaktan yalnızca 1–2'sinde yaşamaktadır. Göle sonradan bırakılan sivrisinek balığı (Gambusia holbrooki) dişli sazancıkların yavru ve yumurtalarını yemektedir. Alan ve besin rekabetine girmektedir.

Denizli'nin Çardak ilçesinde bulunan Acıgöl, Türkiye'nin tek, dünyanın ise ikinci büyük, temiz ve doğal sodyum potansiyeline sahip kapalı havzasıdır. Ülkemizdeki sodyum sülfatın %98'i doğal kaynaklardan, bu miktarın ise %90'ı Denizli'deki Acıgöl'den sağlanmaktadır.

Kayıtlara bakıldığında, orta Miyosen'de Arap Levhası ve Avrasya Levhasının birbirine yaklaşması sonucu Üst Miyosen ve Kuvaterner'de Kapadokya Volkanik Kompleksi, Orta Anadolu Volkanik Provensi gibi isimler verilen alanda bölgede çok fazla volkanik olay oluşmuştur. Orta Anadolu'da bu faaliyetler sonucu Hasandağı-Karapınar arasında andezit-bazalt bileşimli kayalar, lav akıntıları, cüruf konileri, maarlar oluşturmuştur. Bölgede bulunan Acıgöl, Meke Gölü, Yılan obruğu ve Meke obruğu Karapınar grubu altında toplanır.

Orta Anadolu'da Kuvaterner Volkanizmasının bir parçası olan Acıgöl ve Meke Gölü'ndeki bazaltik kayaçlar derin manto kaynaklı olup, kıtasal kabuk tesiriyle alana yerleşmesinin ürünleridir.

Van İçin Öne Çıkan Detaylar

İnceleme alanı genelinde, Paleozoik'ten günümüze kadar olan zaman aralığını temsil eden metamorfik, mağmatik ve sedimanter kayaç gruplarına ait kayaçlar yüzeylenmektedir. Bu çalma kapsamında inceleme alanının jeolojik yapısı, inceleme alanının büyüklüğü ile yüzeylenen birimlerin yaşları ve kökenleri dikkate alınarak, jeolojik birimler sekiz birim altında incelenmiştir. İnceleme alanının temelinde, Paleozoik - Mezozoik yaşlı Bitlis Masifine ait gnays, Şist, kuvarsit ve mermerler yüzeylenmektedir. Bu birimleri; Üst Kratese yaşlı Ofiyolitik Kayaçlar, Üst Kratese - Paleosen ve Alt - Orta Eosen yaşlı Volkanik Kayaçlar, Eosen - Miyosen yaşlı kırıntılı ve karbonatlı kayaçlar, Pliyosen - Kuvaterner yaşlı volkanik kayaçlar ve Pliyosen - Kuvaterner yaşlı sedimanter örtü kayaçlar izlemektedir.

Bilindiği üzere, van Gölü kapalı havzasının göl alanlar dâhil, yüzeysel drenaj alan 15495 km2'dir. Van Gölü'nün yüzey alan (serbest su yüzeyi) 3558 km2 ile 3626 km2 arasında değişmekte olup, ortalama gölalan ise 3580 km2 olarak hesaplanmıştır. Van Gölü su seviyesi ise 1646 metre ile 1650 metre arasında değişmekte olup, uzun yıllar ortalama su seviyesi ise 1648 metredir. İnceleme alanı Van ve Bitlis illeri idari sınırlar içinde yer almaktadır. Belirtmek gerekir ki, van Gölü gölalan dâhil, kapalı havzanın yüzeysel drenaj alanı 15495 km2 olup, Van Gölü kapalı havzasının çevresi ise 1233 km olarak hesaplanmıştır. Dünya'nın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü yer almaktadır. 16096 km2 genişliğindeki Havza'nın tabanına Van Gölü yerleşmiştir. % 2,6 tuzluluk oranıyla bir soda gölü olan Van Gölü 3626 km2 yüzey alanı, 607 km3 hacmi, 12470

van Gölü Kuvaterner devri boyunca süren iklim değişimlerinde fazlaca etkilenmiş bir kapalı havza gölüdür. Göle dökülen Engil Çayı'nın yaptığı deltalar farklı yüksekliklerde yer alır. Göl yüzeyinin daha yüksek olduğu iki dönemde oluşan deltalardan birisi 1695–1710 m, ikincisi 1670–1690 m seviyelerindedir. Engil Çayı'nın günümüzde oluşturduğu aktüel delta ağzı da yıllara göre değişimler göstermektedir.

Eski Yunan coğrafyacıları tarafından Thospitis Lacus ya da Arsissa Lacus olarak anılan Van Gölü'nün modern zamanlardaki ismi, sınırlarına dahil olduğu Van ilinden gelmektedir. Urartu Krallığının başkenti, Milattan önce 10. yüzyıllar arasında, gölün doğu kıyılarında kurulmuştur. Van Gölü sahilleri boyunca ve pek çok adalarında Ermeni kilise ve manastır kalıntıları bulunabilir. En iyi korunanı onuncu yüzyıldaki Kutsal Haç Kilisesi'dir. Araştırmalar gösteriyor ki, kral Gagik Artzruni tarafından 915 ve 921 yılları arasında inşa edilmiştir. Dış duvarlardaki rölyefler kutsal kitaba ait Âdem ve Havva, Jonah and the whale (Yunus ve Balina), Davud ve Goliath (Golyat) gibi hikâyeler sunar.

Sonuç olarak Van'nin bu alanda artan dinamizmi, hem yerel hem de bölgesel dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Önümüzdeki dönemde konunun nasıl şekilleneceği, hem yatırımcılar hem de vatandaşlar tarafından merakla bekleniyor.

Bu kapsamlı analizimizde öne çıkan başlıkları özetlemek gerekirse, Van'nin bu alandaki potansiyeli ve mevcut dinamikleri geleceğe yönelik umut veriyor. Şehrin ivmesini okumak için güncel verileri düzenli aralıklarla takip etmek faydalı olacaktır.